Nerede kan verebilirim?
Kan Merkezlerimiz için Tıklayınız..
Kimler kan bağışlayabilir?
Bilgi için Tıklayınız..
Kan bağışı ne kadar sürer?
Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin tamamı yaklaşık olarak 30-35 dakika sürmektedir. Bir hayat kurtarılması için bu süreyi gözden çıkarmaya değmez mi? Eğer kan merkezine gelmeye vaktiniz yoksa; kan merkezine telefon etmeniz yeterli, gezici kan alma ekibimiz, ekipman ile birlikte işyerinize gelir, kan bağışı kampanyası düzenler..
Kimliğimi bildirmem zorunlu mu?
Kan bağışçılarına “kan bağışçısı kartı” verilmektedir. Bu kart sayesinde kayıtlarımız daha düzenli olmakta ve bağışçımız da ne zaman kan verdiğini, kaçıncı bağışı olduğunu ve bir sonraki bağışını ne zaman yapabileceğini izleyebilmektedir. Bu kartı olmayan bağışçılarımız resimli herhangi bir kimliklerini kan bağışı öncesi kayıt yapılırken ibraz etmek durumundadırlar. Güvenli kan sağlanabilmesi için bu bir zorunluluktur.
Kan bağışından önce cinsel hayatımla ilgili çok özel bilgilerin de sorulduğu uzun bir form doldurmam gerekiyor. Böylesine kişisel bilgilerin istendiği bir formun doldurulması şart mıdır?
Kişilerin cinsel hayatlarını yargılamak gibi bir amaç kesinlikle söz konusu olmadığı gibi, cinsel hayatın yargılanması tıp etiğine aykırıdır. Bu form yasal bir zorunluluk olup, kayıtlar gizli tutulmaktadır. Hem sağlığınızın hem de bağışladığınız kanı alacak olan hastanın sağlığı açısından formu okuyarak doldurmanız gerekmektedir. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur; bu formun eksiksiz ve doğru olarak doldurulması hayati önem taşımaktadır. Bu sorulara vereceğiniz samimi cevaplar yapılacak tüm tarama testlerinden daha değerlidir. Çünkü ne yazık ki; günümüzde %100 tanı kesinliği olan tarama testi yoktur. Lütfen (herhangi bir şüpheniz dolayısıyla) test sonucunuzu öğrenmek için kan bağışlamayınız!
Kan bağışlamak için başvurum değerlendirme sonucunda neden red edilebilir?
Muayene sonucunda doktorumuz; bağışlanacak kanın size veya kanı alacak hastaya zarar verebileceği kararına varmış ise sebebini size açıklayarak kan bağışınızı bir süre erteleyebilir. Bazı durumlar (taşıyıcı hastalık v.b.) ise yaşamınız boyunca kan bağışına engel teşkil edebilir.
Çok canım yanar mı?
Kullanılan iğnenin kalınlığı uluslararası standartlarda bu işlem için uygulanan kalınlıktadır. Hayat kurtarmak için alınan kanın içindeki hücrelere zarar verilmemesi açısından iğnenin kalın olması gerekmektedir. İğnenin kalın olması kan alımı sırasında iğne içinden geçen kan hücrelerinin parçalanmasını engeller, oluşabilecek hasarı azaltır. Acının az hissedilmesi için iğne ucu özel bir işlemle lazerle kesilmiş, silikon ile kaplanmıştır. Personelimiz kan alımı konusunda özel eğitim almış uzmanlardır. Hissettiğiniz acı çok azdır.
Korkuyorum. Kan Bağışlayabilir miyim?
Eğer korkunuz sizi bayıltacak kadar çok ise kan vermeniz uygun değildir. Bir yaşam kurtarma düşüncesi, bütün korkularınızı yener.
Kan bağışlamanın yaş aralığı nedir?
Ülkemizde kan bağışlama yaşı 18 – 65 yaş arasıdır. Sağlıklı her birey bu yaşlar arasında kan bağışlayabilir.
Kan bağışı ne kadar sürer?
Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin tamamı yaklaşık olarak 30-35 dakika sürmektedir. Bir hayat kurtarılması için bu süreyi gözden çıkarmaya değmez mi? Eğer kan merkezine gelmeye vaktiniz yoksa; kan merkezine telefon etmeniz yeterli, gezici kan alma ekibimiz, ekipman ile birlikte işyerinize gelir, kan bağışı kampanyası düzenler..
Kansız kalır mıyım?
Bağışlanan kan 450 ml (bir kutu kola, 330 ml’dir.) kadardır. Vücudumuzda ortalama 5000 – 6000 ml kan mevcut olup, bu miktar vücut ağırlığının %8 ‘ini oluşturur. Alınan kan vücudumuzdaki kanın yaklaşık 1/13’ü kadarı olup, size zarar vermez. Ayrıca kan bağışı öncesinde kan sayımınız yapılır, doktor tarafından değerlendirilirsiniz. Kan bağışından önce yapılan muayenede, kan düzeyi düşük (anemi) olduğu saptanan insanlardan kan bağışı alınamaz. Kan seviyesi normal olan sağlıklı bireyler kan bağışında bulunduklarında eksilen kan hücreleri, kemik iliğinin çalışmasıyla hızla yenilenir. Genç kan hücrelerinin dolaşımı başlar. Zaten vücut, bu hücrelerin yapım ve yıkım faaliyetlerini sürekli olarak gerçekleştirmektedir. Alınan kan miktarı ise sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde olmadığı için kansız kalmak gibi bir durum söz konusu değildir
Kan bağışlamak sağlığa faydalı mıdır?
Kan bağışlamanın sağlığa herhangi bir zararı olmadığı gibi faydası da tıbbi olarak kanıtlanmış değildir. Kan bağışçısına manevi olarak doyum sağlar, tanımadığı bir kişinin hayatını kurtarmak bağışçıyı mutlu eder. Sadece kana ihtiyacı olan hastalara faydası vardır. Hayat kurtarıcıdır.
Kilo alır mıyım? Kilo verir miyim?
Kan bağışının tıbbi olarak kanıtlanmış kilo aldırıcı veya verdirici özelliği yoktur. Genellikle kan bağışı sonrasında yeni kan hücrelerinin üretilmesi sonucu iştah açtığı söylenir. Ancak bu durum psikolojiktir. Bağışlanan kanın yerine konulması düşüncesiyle çok gıda alınmakta ve bu durum kilo alınmasına sebep olmaktadır
Kilom kan bağışına engel midir?
Kan bağışlayabilmeniz için ağırlığınızın en az 50 kg olması gerekir.
Kan bağışladıktan sonra kolum morarır mı?
Bu durum istemediğimiz halde nadiren görülmektedir. Kan bağışladıktan sonra; baş parmağınızla dirseğinizden destek alarak, diğer dört parmağınızla iğne yerine yaklaşık 10 dk. baskı yapmanız gerekir. Kan bağışladığınız kolunuzla ağır bir şey taşımamanız, iğne yerini ovmamanız gerekir. Bunlara dikkat etmezseniz; iğne yerinde kanamanın durdurulması için oluşan tıkaç bozulabilir ve doku içerisine kanama olabilir. Bu durum morarma olarak görülür. Endişelenecek bir durum yoktur. İğne yerine soğuk uygulama yaptığınız takdirde yaklaşık 15 gün içerisinde morarmanın yavaş yavaş dağıldığını görürsünüz.
Bayılır mıyım?
Kan bağışı esnasında veya ilk yarım saat içinde nadiren baş dönmesi, mide bulantısı ve baygınlım hissi gibi şikâyetleriniz olabilir. Kan bağışından sonra, dikkat edilmesi gereken noktalara uyduğunuzda bu sorunları yaşamayacaksınız. Bağış sonrası; kan bağışı yatağında bir süre dinlenmeniz gerekir (yaklaşık 10 dk.). Hemen kalkmamalısınız. Sıvı eksikliğinin tamamlanması için ikram edilen meyve suyunu içmelisiniz, gün içinde bol sıvı almalı ve bir sonraki öğünden önce alkol almamalısınız (alkol vücudumuzda sıvı kaybına sebep olur). Bunlara dikkat ettiğiniz halde rahatsızlık hissederseniz; bir yere uzanarak veya başınızı iki dizinizin arasına alacak şekilde oturarak dinlenmelisiniz.
Hangi aralıkla kan bağışlayabilirim?
Her sağlıklı birey; yılda en fazla 4 kez olmak üzere 3 ayda bir kan bağışlayabilir. Ülke güvenli kan ihtiyacının karşılanabilmesi için düzenli kan bağışı gerekmektedir. Kanın güvenilirliği açısından sürekliliği ve izlenebilirliği ancak düzenli bağış ile mümkündür. En güvenilir kan ile hayat kurtarılması ancak gönüllü, bilinçli, karşılık beklemeksizin ve düzenli bağışlarınız ile mümkündür.
Kan bağışlayanlara verilen promosyonlar nasıl belirleniyor?
Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri dikkate alınarak promosyonlara karar verilmektedir. Bu önerilerden bahsetmek gerekirse, insanları kan bağışına olumsuz yönde teşvik edici derece de değerli bir hediye olmamalıdır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri dikkate alınırsa bu değerin maksimum 2 Avro’yu geçmemesi önerilmektedir. Promosyon sadece manevi açıdan değerli olmalıdır.
Kan bağışçılarına neden ücret ödenmiyor?
Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre karşılık beklenerek bağışlanan kanın güvenilirliği düşüktür. Kişi elde edeceği maddi çıkara güdüleneceği için kan bağışına engel teşkil edebilecek durumları (form doldurma ve muayene aşamasında) gizleyebilir. Kanın güvenilirliği açısından gönüllü ve karşılık beklemeksizin kan bağışı gerekmektedir
Kan ihtiyacım olduğunda neden kan bulamıyorum?
Kan bağışlamalarına rağmen kan merkezinde ihtiyaç olduğunda hastaları için kan bulamamak insanlarda olumsuz düşünceler oluşturmaktadır. Bu sıkıntının yaşanmasını bizde istememekteyiz. Bu bilinçle ulusal kan hizmetleri organizasyonunun kurulabilmesi için çalışmaktayız. Bağışlanan kan özel ısı koşullarında kısa sürelerde saklanmaktadır. Bir hasta için genellikle birden fazla ünite kana ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durumda bir hasta için ihtiyaç duyulan kanın birden fazla bağışçıdan temin edilmesi gerekmektedir. Yeterli kan bağışçısı kazanıldığında bu sıkıntının önüne geçilecektir.
İşyerimizde veya Internet sitesinde bir grup oluşturduk, ihtiyaç olduğunda birbirimize kan veriyoruz. Kana ihtiyaç duyan başka insanlara da yardımcı oluyoruz.
Etkin bir çözüm gibi görülen bu yöntem aslında kısa vadeli bir çözüm olup, ülke güvenli kan ihtiyacının karşılanmasında etkin bir yöntem değildir. Ulusal kan hizmetleri organizasyonunu kurulması ile hasta ve hasta yakınlarının kan bulma, ücret ödeme ve uygun olmayan ısı koşullarında hastanelere ulaştırma gibi yaşadıkları sıkıntılar ortadan kaldırılacaktır. En uygun olanı ihtiyaç anında testleri tamamlanmış kullanıma uygun kanın hazır olmasıdır.
Yakınıma kan ihtiyaç olduğunda kan bağışlayacağım.
Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre replasman (kana kan, yerine koyma, zorunlu kan bağışı, aile kan bağışçıları) olarak tanımlanan bu yöntemin güvenilirliği düşüktür. Ülke güvenli kan ihtiyacının etkin bir şekilde karşılanması bu şekilde mümkün değildir. Kan bağışçısı yakını için kan bağışlamayı beklemektedir. Belki de yakınına hiç kan ihtiyacı duyulmayacaktır. Hastası için kan veren aile kan bağışçıları yaşanan sıkıntının stresi ve baskısı ile kan vermekte, kana engel teşkil edebilecek durumlar gizlenebilmektedir. Bağış öncesi muayenede engel olabilecek bir durum tespit edildiğinde ise yaşanan stres daha da artmaktadır. En uygun olanı o anda testleri tamamlanmış kullanıma uygun kanın hazır olmasıd .
Kan neden para karşılığında satılıyor?
Alınan ücret kana uygulanan testlerin ve işlemlerin ücretidir. Bu ücretler hastanelerden veya sosyal güvenlik kurumlardan tahsil edilir. Sağlık sisteminde her hizmetin bir bedeli vardır. Bu ücretlerin belirleyicisi ise Maliye Bakanlığı olup, ücretler resmi gazetede yayınlanmaktadır. Sağlık sistemindeki sıkıntılarını çözmüş ülkelerde bu ücretler hasta veya hasta yakınlarına yansımamaktadır. Hastaneler ile sosyal güvenlik kurumları arasında çözülmektedir. Mevcut durumda hastaneler ile Türk Kızılayı arasında protokoller imzalanmakta olup, çoğu yerde hastane tarafından talep edilen kanlar Türk Kızılayı tarafından uygun ısı koşullarında taşınarak teslim edilmektedir. Anlaşmaların yapıldığı hastanelerde hasta ve hasta yakınları bu konuda yaşadıkları sıkıntının önüne geçilmiştir. Ulusal kan hizmetleri organizasyonu tamamlandığında bu ücretler hasta veya hasta yakınlarına yansımayacaktır.
Kanı hangi durumlarda imha edilir?
Bağışlanan kanlar, uluslararası standartlarda işlemden geçirilerek üç bileşene ayrılmaktadır. Her damlasına kadar etkin bir şekilde hastalara kullanılabilmesi için hizmet verilmektedir. Uygulanan serolojik testlerde hastalık tespit edildiğinde veya son kullanma tarihi geçtiğinde kan imha edilmektedir. Ancak temin edilen kanların çoğu, alınmalarını izleyen ilk hafta içinde hastalara kullanılmaktadır. Kan merkezlerimiz birbirleri ile koordineli olarak çalışmaktadır. Kanın kullanım süresi içinde; kan ihtiyacının fazla olduğu illere, diğer illerden ihtiyaç fazlası kanların, uygun koşullarda hava ve karayolu ile taşımacılığı gerçekleştirilerek imhanın önüne geçilmektedir.
Ülkemizde kan grupları sıklığı nasıldır?
Türkiye'de Türk Kızılayı tarafından 1997–2007 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde toplanan 4.415.459 ünite kanın gruplarına göre % dağılımı aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.
Sık görülen kan gruplarına ihtiyaç az mıdır?
“Benim kan grubum çok bulunan bir grup, ihtiyaç yoktur” düşüncesi toplumumuzda sık görülmektedir. Kan gruplarının sıklığına göre orantılı olarak hastalara kullanılan kanın gruplarında da ihtiyaç yoğunlaşmaktadır. Bağış konusunda duyarlılık oluşmadığı ve bu şekilde düşünüldüğü zaman en sık bulunan kan gruplarında bile ihtiyaç artmaktadır.
Kan bağışı bağımlılık yapar mı?
“Bir kez kan verdikten sonra hep kan vermek zorunda kalır mıyım?” Bu tür inanışlar halk arasında oldukça yaygın olmakla birlikte bilimsel bir dayanağı yoktur. Genellikle, kandaki hemoglobin düzeyinin yüksek olan kişilerde, bu duruma bağlı olarak gelişen bazı şikayetlerin kan bağışı sonrasında hafiflediği görülür. Ancak, kan seviyesi yükseldiğinde aynı süreç yinelenir ve bu kişiler kan verme gereksinimi duyarlar; bu durum halk arasında kan vermenin bağımlılık yaptığı inancına yol açmış olabilir. Kan seviyesi normal olan kişilerde bu tür şikayetler oluşmaz.
Kan bağışlarken bana AIDS bulaşır mı?
Kan bağışlarken size herhangi bir hastalığın bulaşması mümkün değildir. İğneler steril olup, size kullanıldıktan sonra torbadan özel bir cihazla ayrılıp imhaya gönderilir. Bu iğneler torbaya birleşik üretilmektedir. İğnenin kapağı açıldıktan sonra tekrar takılması ve iğnenin başka bir kişiye kullanılması mümkün değildir.
Bağışlanan kana hangi testler yapılıyor?
Bağış olarak alınan her kan aşağıdaki testlere tabi tutulur:
  • Anti-HIV Testi (AIDS)
  • Anti-HCV Testi (C sarılığı)
  • HBsAg Testi (B sarılığı)
  • Sifiliz (Frengi) Testi
  • Kan grubu testi
Tarama test sonuçlarım bana bildirilecek mi?
Eğer sonuçlarınız negatif bulunmuşsa size herhangi bir bildirimde bulunulmayacaktır.
Tarama test sonuçlarım pozitif (+) bulunmuşsa?
Bağışladığınız kana uygulanan tarama testlerinden herhangi birinin pozitif çıkması durumunda size haber verilerek doğrulama testleriniz yapılacaktır. Böyle bir durumda endişelenmek ve paniğe kapılmamak gerekir; tarama testlerinin çok duyarlı olması nedeniyle yanlış pozitiflikler olabilmektedir. Kan merkezlerine çekinmeden geliniz, uzmanlarımız gerekli bilgilendirmeyi yapacaklardır.
Kan nakli sonrası hastalara AIDS bulaş mı?
Bilindiği gibi Dünya Sağlık Örgütü en güvenilir kanın gönüllü, düzenli, karşılık beklemeksizin ve bilinçli bağışçılardan karşılandığını kabul eder. Vücuda hastalık etkeni ( virüs, bakteri v.b. ) girdikten sonra; hastalık etkeni ve bu etkene karşı savaşan hücreler (akyuvar ve akyuvarlar tarafından yapılan antikorlar) çoğalırlar. Yapılan serolojik testlerde etkenin saptanabilmesi için bu değerlerin belirli bir düzeye gelmesi gerekir. Etkenlerin belirli bir düzeye ulaşması için geçen bu süreye pencere dönemi denir. Her bulaşıcı hastalığın pencere dönemi vardır. Dünyada uygulanan tüm tarama testleri; bu dönemde kişinin vücudunda hastalık etkeni olmasına rağmen negatif çıkar. Bundan dolayı kişinin bilinçlendirilmesi, başından herhangi bir şekilde hastalık etkeninin bulaşabileceği bir durum geçtiğinde, kendini muhtemel pencere dönemi süresince engellemesi ve bağışı ertelemesi gerekir. Bu duruma “kan bağışçısının otokontrolünü sağlaması” denir.
Düzenli kan bağışçıları düzenli olarak serolojik testlerden geçmektedir. Eğer bağışlanan kanda hastalık etkeni tespit edilirse kan imha edilir ve düzenli bağışçının bir önceki kan bağışının pencere döneminde olup olmadığı araştırılır. Kanın kullanıldığı hastalar tespit edilir. Hastalardan kan numuneleri alınarak serolojik testler yapılır. Bu durum; sistemin kendi kendini kontrol edebildiğini ve etkin çalıştığını gösterir (hemovigilance). Eğer sistemin düzenli kan bağışçısı ve güvenilir kayıtları yoksa bu durum tespit edilemez.
Dünya Sağlık Örgütü’nün en güvenilir ve en düşük riskli kabul ettiği kan; gönüllü, düzenli, karşılık beklemeksizin ve bilinçli bağışçılardan temin edilen kandır. Avrupa ve Amerika' da olduğu gibi ülkemizde de en gelişmiş ve dünya standartlarındaki kan bağışçısı tarama testleri kullanılmasına rağmen, %100 tanı doğruluğu henüz oluşturulamamıştır. En güvenilir yöntem olmasına rağmen kan nakli ile hastalık bulaşma riski mevcuttur. Ancak tanımlanan en düşük risk bu yöntemle temin edilen kanda mevcuttur.
Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur; kan bağışı öncesinde verilen bilgi formunun eksiksiz ve doğru olarak doldurulması hayati önem taşımaktadır. Bu sorulara vereceğiniz samimi cevaplar yapılacak tüm tarama testlerinden daha değerlidir. Lütfen (herhangi bir şüpheniz dolayısıyla) test sonucunuzu öğrenmek için kan bağışlamayınız!
Sarılık geçirdim, kan bağışlayabilir miyim?
10 yaşından sonra bulaşıcı (viral) sarılık geçirenler, sarılık B ve C geçirenler hiçbir zaman kan bağışı yapamazlar.
İlaç içiyorum kan bağışlayabilir miyim?
Bazı ilaçlar kan bağışı için engel oluşturabilir. Lütfen kullandığınız bütün ilaçları kan bağışı öncesinde muayenenizi yapan kan merkezi doktoruna bildiriniz.
Bazı hastalıklarda kan bağışlamanın, hastalığın şifaya kavuşması açısından yararlı olduğu söyleniyor bu doğru mu?
Hastaların kanının akıtılması çok eski çağlardan beri çeşitli toplumlarda bir tedavi şekli olarak kullanılmıştır. Günümüzde kan alımı; bazı hastalıkların, tedavisi için değil ama hastanın şikayetlerini azaltmak amacıyla çok nadir ve özel koşullarda kullanılabilmektedir. Bu şekilde tedavi amacıyla kan alımı ile kan bağışını karıştırmamak gerekir.
Kızılay Kan Merkezlerinde tedavi amacıyla hastalardan kan alımı yapılmamaktadır! Tedavi amacıyla kan verilmesinin mutlaka doktorunuz önerisi ve ilgili sağlık kuruluşunda yapılması gerektiğini unutmayınız!
Kan bağışladıktan sonra nelere dikkat etmem gerekir?
Kan bağışı günlük yaşantınızın akışında önemli bir değişikliğe yol açmayacaktır. Ancak yine de dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır.
  • Kan verme işlemi bittikten sonra ayağa kalkmak için acele etmeyin ve görevli hemşirenin bu konudaki önerilerini dikkate alın!
  • Kan bağışından sonra bir süre dinlenerek ikram edilen içecek ve yiyecekleri almanızda büyük fayda vardır. Lütfen kan merkezi personelinin bu konudaki önerilerine uyunuz! Sağlığınız bizim için çok önemlidir.
  • Sigara kullanıyorsanız kan bağışından sonra en az 30 dk geçmeden sigara içmeyiniz. Böyle bir durumda sigara kullanımı baş dönmesi, bulantı gibi şikayetlere yol açabilir.
  • İlk birkaç saat kan verdiğiniz kolunuzla ağır şeyler taşımayınız. Bu kanamaya neden olabilir.
  • İlk 4 saat boyunca her zaman olduğundan daha çok sıvı şeyler (su, kola, meyve suyu vb) almaya çalışınız.
  • Bir sonraki öğünden önce alkollü içecekler almayınız. Alkol vücuttan sıvı kaybını arttıracağı için şikayetlere yol açabilir.
  • Sporla uğraşıyorsanız kan bağışladığınız gün ağır spor faaliyetleri yapmayınız.
  • Kan bağışladıktan sonraki ilk 4 saat aşırı sıcak ortamlarda (hamam,sauna gibi) bulunmayınız.
  • Pilot, ticari araç şoförleri, tehlikeli makine operatörleri, yüksek yerlerde bedeni faaliyet gösteren vb. meslek gruplarının kan bağışladıktan sonra 24 saat işlerine ara vermeleri önerilir.
  • Eğer baygınlık hissi, baş dönmesi olursa bir yere uzanın veya başınızı iki dizinizin arasına alacak şekilde oturun.
  • Ne zaman madalya hak edeceğim?
    Bağışçıları onurlandırmak amacıyla 10. bağışta bronz, 25. bağışta gümüş, 35. bağışta altın madalya verilmektedir. 45. bağışta ise plaket takdim edilmektedir.
    Kan bağışçılarına verilen madalyalar gerçekten söylendiği gibi altın veya gümüş mü?
    Madalyalarımız “T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü”nde yaptırılmaktadır. Madalyalar ile hazırlanan sertifikalar standart olup, bağışçılara takdim edilmektedir. Altın madalya 14 ayar, gümüş madalya 925 ayar olup, her ikisi de 11 gramdır. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nden alınan verilere göre madalyalardaki altın oranı %55, gümüş oranı ise %86’dır. Madalyalar hakkında daha kapsamlı bilgi almak için http://www.darphane.gov.tr/ adresini tıklayınız.
    En güvenilir kan nasıl sağlanır?
    Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre en güvenilir kan; kendi özgür iradesiyle, hiçbir karşılık beklemeksizin, gönüllü, düzenli ve bilinçli kan bağışçılarından sağlanan kandır. Bağışlanan kan; çağın gerektirdiği tarama testlerinden geçirilerek uygun koşullarda hastanelere ulaştırılmalı, transfer aşamasında oluşabilecek hasar engellenmelidir.
    “Ülkemiz için gerekli olan kan hizmetleri organizasyonunun kurulabilmesi için siz değerli bağışçılarımızın önerilerine ihtiyacımız vardır. Bize her türlü istek ve önerinizi e-posta, telefon v.b. yollarla ulaştırabilirsiniz. kanhizmetleri@kizilay.org.tr
    Kan uyuşmazlığı nedir?
    Kan uyuşmazlığı anne kanında çocuğun kan grubuna karşı gelişen antikorların çocukta hastalık yapmasıdır.
    Gerek AB0 gerekse Rh sisteminde anne ile çocuk arasında kan uyuşmazlığı görülebilir. AB0 uyuşmazlığı Rh uyuşmazlığına göre daha sık görülmesine rağmen daha iyi seyreder, sarılık daha ender görülür, çocukta kalıcı hastalık yapma riski daha azdır, nadiren bebeğin kanının değişmesi gerekir. Rh uyuşmazlığı ise daha nadir görülür ancak kötü seyirlidir; sıklıkla sarılık yapar, çoğunlukla bebeğin kanının değişmesi gerekir, iyi tedavi edilemezse kalıcı arazlara yol açar veya ölümle sonuçlanabilir.
    Rh negatif annenin Rh pozitif çocuğu olursa uyuşmazlık söz konusudur. Rh negatif bir annenin Rh pozitif bir çocuğu olması için baba Rh pozitif olmalıdır. Ancak şu da bilinmelidir ki Rh pozitif bir baba ile Rh negatif bir anneden Rh negatif bir çocuk da doğabilir. Böyle bir durumda uyuşmazlık yoktur. Diğer taraftan annenin Rh pozitif çocuğun Rh negatif olduğu durumda da uyuşmazlık söz konusu değildir.
    Annenin Rh negatif babanın Rh pozitif olduğu durumlarda gebeliğin dikkatli takibi ile her hangi bir risk olmaksızın sağlıklı bebekler doğar.
    Gebelik takibinde annenin kanında normalde olmaması gereken anti-Rh (anti-D) araştırılır, bu teste indirek coombs testi denilir. Doğum sonrası bebekte anneden geçen antikorların aranmasına ise direk coombs testi denilir.
    Tedavide amaç annenin Rh antikorları oluşturmasını engellemektir. Bunun sağlamak için kan grubu Rh negatif ve eşi Rh pozitif olan gebelere 28. haftada anti-D (Rhogam) iğnesi yapılır. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır. Düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleyi takiben anti-D yapılır.
    Sonuç olarak kan uyuşmazlığı şüphesi olan çiftlerin (Rh negatif anne ve Rh pozitif baba) çocuk sahibi olma konusunda endişeye kapılmamaları gerekir; itinalı gebelik takibi ve gerekli tedavi ile normal sağlıklı bebekleri olmaması için hiçbir neden yoktur.
    Genel (üniversal) alıcı ve genel ( üniversal) verici ne demektir? Farklı kan grupları birbirine kan verebilirler mi?
    Genel alıcı ve genel verici olarak bilinen kan grupları kan bileşenlerine göre değişiklik göstermektedir. Pratik uygulamada çok acil şartlar söz konusu olmadıkça aynı kan grubunun aynı kan grubu için kullanılması prensibi benimsenmiştir.Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
    Bağışlanan Kanlara Yapılan İşlemler nelerdir?



    image002.jpg

    Bağışlanan bir ünite tam kan...

    image005.jpgSantrifüj edilerek, kan hücrelerinin çökmesi sağlanır.Üstte kalan sıvı kısım plazmadır. İçinde trombosit hücrelerini de barındırır.
    image007.jpg

    Üstte kalan kısım (trombosit  içeren plazma) başka bir torbaya ayrılır.

    Alyuvarlar ana torbada kalmıştır.  Bu kan bileşenine “eritrosit süspansiyonu” denir.

    Bu ürüne koruyucu bir sıvı  eklenerek,  +4 Cº’de 42 gün  saklanır.

    Ciddi boyutta anemi (kansızlık)  tedavisinde, kanamalı durumlarda, bebeklerde kan değişiminde kullanılır.

    image009.jpg

    Ayrıştırılan  plazma tekrar santrifüj edilerek  trombositlerin çökmesi sağlanır.

    image012.jpg

    Santrifüjden sonra üstte kalan  plazma ayrı bir torbaya alınır ve özel bir işlemle dondurulur.

    Bu ürüne “taze donmuş  plazma” denir.

       -25 ile -30 C° arasında 6 ay,  -40 C° ve altında 2 yıl saklanabilir.

    Plazma faktör eksikliklerinde  kullanılır. Aynı zamanda plazma endüstriyel bir hammadde olup, bazı  hastalıkların tedavisinde vazgeçilmez olan ilaçların elde edilmesinde  kullanılır.

    Trombositlerin kaldığı torbadaki  ürüne “trombosit süspansiyonu” denir.

                                Özel bir cihazda sürekli  çalkalanarak, 22 C°’de, 5 gün saklanır.             

    Durdurulamayan kanamalarda ve  pıhtılaşma bozukluklarında kullanılır.

    Amacımız, bağışladığınız  kanın her damlasının hastalara en etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır!  Gönüllü kan bağışçısı olun gönüllerde yaşayın!